Anasayfa
Yazarlar
Taner ARÇUKOĞLU
Yazı Detayı
Bu yazı 1640 kez okundu.
YARINA ERTELENEN HAYATLAR...( 1 )
"Değerli okurlar bugün ilk bölümünü kaleme aldığım 8 bölümlük bir yazı dizisine başlıyorum okumanız dileği ile sağlıcakla kalın"
Bugün de her şeyi yarına bıraktık. Hayalleri, düşleri… Bir telefon edip "özledim" demeyi, bir çocuk gibi koşmayı, içimizde biriktirdiğimiz ama bir türlü cesaret edemediğimiz o güzel cümleleri. Belki bir “özür dilerim”i, belki de bir “teşekkür ederim”i…
Ama hiç düşünmedik:
Yarın gerçekten var mıydı?
Ya da yaşanacak kaç yarınımız kalmıştı?
Bazen, bir sabah uyanırsın ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Gidenler dönmez, söylenmeyen sözlerin zamanı çoktan geçmiştir. Ve o zaman anlarsın; yaşamak dediğin şey, “yarın”larda değil, tam da kaçırdığın “bugün”lerde gizliymiş.
İnsan kalbi gariptir… Umudu sever ama beklemeyi değil. Bir hayalin ucuna tutunmak ister ama onu yaşamak için cesarete ihtiyaç duyar. Ve çoğu zaman bu cesareti, "sonra"lara bırakır. Oysa en güzel hayaller, en saf sevgiler, en içten gülüşler aniden gelir. Planladığın gibi değil, hissettiğin gibi yaşanır.
Bir gün, bir sabah aynaya baktığında bir şey fark edersin: Geçmişteki sen, daha cesurdu belki. Ya da sadece, daha umutluydu… Ama şimdi, yarına ertelediğin her şeyin ağırlığı çöker omuzlarına. Ve keşke dersin. "Keşke o günü yaşasaydım. Keşke o cümleyi kursaydım. Keşke ertelemeseydim."
Ama keşkeler, ne zamanı geri getirir ne de kalpte kalan o sızıyı dindirir.
Bugün, yaşamak için güzel bir gün. Belki de en güzel gün.
Çünkü hâlâ buradasın.
Ve hâlâ bir şeyleri değiştirmek için bir nefesin var.
Şimdi sor kendine:
Ne bekliyorsun?
Hayat seni beklemiyor.
O, yaşanmayı bekliyor.
Ekleme
Tarihi: 01 Nisan 2025 - Salı

YARINA ERTELENEN HAYATLAR...( 1 )
"Değerli okurlar bugün ilk bölümünü kaleme aldığım 8 bölümlük bir yazı dizisine başlıyorum okumanız dileği ile sağlıcakla kalın"
Bugün de her şeyi yarına bıraktık. Hayalleri, düşleri… Bir telefon edip "özledim" demeyi, bir çocuk gibi koşmayı, içimizde biriktirdiğimiz ama bir türlü cesaret edemediğimiz o güzel cümleleri. Belki bir “özür dilerim”i, belki de bir “teşekkür ederim”i…
Ama hiç düşünmedik:
Yarın gerçekten var mıydı?
Ya da yaşanacak kaç yarınımız kalmıştı?
Bazen, bir sabah uyanırsın ve artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Gidenler dönmez, söylenmeyen sözlerin zamanı çoktan geçmiştir. Ve o zaman anlarsın; yaşamak dediğin şey, “yarın”larda değil, tam da kaçırdığın “bugün”lerde gizliymiş.
İnsan kalbi gariptir… Umudu sever ama beklemeyi değil. Bir hayalin ucuna tutunmak ister ama onu yaşamak için cesarete ihtiyaç duyar. Ve çoğu zaman bu cesareti, "sonra"lara bırakır. Oysa en güzel hayaller, en saf sevgiler, en içten gülüşler aniden gelir. Planladığın gibi değil, hissettiğin gibi yaşanır.
Bir gün, bir sabah aynaya baktığında bir şey fark edersin: Geçmişteki sen, daha cesurdu belki. Ya da sadece, daha umutluydu… Ama şimdi, yarına ertelediğin her şeyin ağırlığı çöker omuzlarına. Ve keşke dersin. "Keşke o günü yaşasaydım. Keşke o cümleyi kursaydım. Keşke ertelemeseydim."
Ama keşkeler, ne zamanı geri getirir ne de kalpte kalan o sızıyı dindirir.
Bugün, yaşamak için güzel bir gün. Belki de en güzel gün.
Çünkü hâlâ buradasın.
Ve hâlâ bir şeyleri değiştirmek için bir nefesin var.
Şimdi sor kendine:
Ne bekliyorsun?
Hayat seni beklemiyor.
O, yaşanmayı bekliyor.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.